Küresel Tahvil Piyasalarında Faiz Neden Zirveye Tırmandı?
Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Asya piyasalarında uzun vadeli tahvil faizleri, artan bütçe açıkları ve tırmanan petrol fiyatlarının etkisiyle son 15 ila 20 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. ABD 30 yıllık tahvil faizi %5,34 ile 2007'den bu yana en yüksek düzeyi görürken, enerji fiyatlarındaki artış enflasyon endişelerini yeniden alevlendirdi. Borçlanma maliyetlerindeki bu sıçrama, uluslararası piyasalarda şirketlerin ve tüketicilerin finansman giderleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor.
Neler Yaşanıyor?
Küresel borçlanma senetlerinde yaşanan sert satış dalgası, dünya genelinde devletlerin ve piyasaların borçlanma maliyetlerini hızla tırmandırdı. ABD'nin 30 yıllık Hazine tahvili getirisi %5,34 seviyesini test ederken, 10 yıllık gösterge tahvil getirisi de %4,75 seviyesine kadar çıktı. Almanya'da 10 yıllık tahvil faizi %3,27 ile 2011'den, Fransa'da ise 30 yıllık tahvil faizi %4,91 ile 2008'den bu yana en yüksek zirvesini gördü.
Asya tarafında da benzer bir görünüm hâkim oldu; Japonya'nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi %2,95 seviyesine tırmanarak 1996 yılından bu yana kaydedilen en yüksek noktaya ulaştı. Satış dalgasının ardındaki temel faktörleri değerlendiren KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer durumu şöyle özetledi:
Uzun vadeli tahvil getirilerindeki artış, süregelen enflasyon endişeleri ve mali baskıların birleşiminden kaynaklanıyor.
Gelişmelerin Arka Planı
Uzun vadeli borçlanma maliyetlerindeki bu küresel artış, birkaç yapısal ve mali faktörün birleşimiyle tetiklendi. İlk olarak, ABD'nin yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçe açığı vermesi ve büyük ekonomilerin artan kamu harcamalarını karşılamak için piyasaya sürekli yeni tahvil ihraç etmesi arz-talep dengesini bozdu. Yatırımcılar, uzun vadeli borç senetlerini ellerinde tutabilmek için daha yüksek bir getiri primi talep etmeye başladı.

Bununla birlikte, ABD Hazinesi'nin en büyük yabancı kreditörleri konumundaki İngiltere, Çin ve Japonya'nın portföylerindeki ABD tahvili varlıklarını azaltması piyasadaki baskıyı artırdı. Kamu harcamalarının büyümesi ve yapay zeka yatırımlarını finanse etmek amacıyla şirketlerin yoğun borçlanma arayışına girmesi de tahvil arzını yukarı çeken bir diğer unsur oldu. Pepperstone Piyasa Stratejisti Ahmad Assiri, tablonun kamu maliyesi üzerindeki etkisine dikkat çekti:
Yüksek tahvil getirisinin verdiği açık mesaj, kamu borçlarının maliyetinin arttığı yönündedir.
- Vade Primi
- Yatırımcıların kısa vadeli menkul kıymetler yerine paralarını uzun vadeli tahvillerde bağlamaları karşılığında talep ettikleri ek getiri oranıdır.
- Off-the-run Tahvil
- İkincil piyasada işlem gören ve en son ihraç edilen gösterge tahvilden daha önce piyasaya sürülmüş eski Hazine tahvilleridir.
Piyasalardaki Son Hareketlilik
Tahvil piyasalarındaki satış baskısı, Hürmüz Boğazı'nda yükselen jeopolitik tansiyon ve Brent petrolünün varil fiyatının 91 doların üzerine çıkmasıyla daha da hızlandı. Enerji fiyatlarındaki tırmanış, küresel ölçekte enflasyonist baskıların kalıcı olabileceği endişesini güçlendirerek merkez bankalarının faiz patikalarını doğrudan etkiledi.

Ancak satış dalgasının geniş kredi piyasalarını sarsması üzerine ABD Hazine Bakanlığı devreye girdi. Washington yönetimi, likidite destek geri alım operasyonlarının azami büyüklüğünü operasyon başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara yükselterek iki katına çıkardığını duyurdu. Bu adımın ardından 30 yıllık ABD tahvil faizi zirve seviyesinden gerileyerek %5,198 seviyesine, 10 yıllık tahvil faizi ise %4,647 seviyesine çekildi. Constitution Capital faiz masası başkanı Jeff Schuh, faiz artırımı beklentilerindeki çözülmeye işaret etti:
Çok sayıda eylül ve aralık vadeli satım opsiyonu satıcısının pes ederek pozisyonlarını tasfiye ettiğini gördük.
Gelişmeler Ne Anlama Geliyor?
Küresel faiz oranlarındaki bu yükseliş, hükümetlerin borçlanma maliyetlerini doğrudan yukarı çekiyor. S&P Global Ratings verilerine göre İtalya'nın 2026'da milli gelirinin %17'sine, Fransa'nın %12'sine, Almanya ve İngiltere'nin ise %7'sine denk gelen vadesi dolan borçlarını bu yüksek faiz oranlarıyla yeniden finanse etmesi gerekiyor.
Devletlerin borçlanma faizlerinin yükselmesi, bankaların kurumsal ve tüketici kredilerinde uyguladığı faiz oranlarını da yukarı taşıyarak küresel şirket bilançoları ile hanehalkı harcamalarını baskı altına alıyor. Aynı zamanda teknoloji ve yarı iletken şirketlerinin hisselerinde yüksek finansman maliyetleri kaynaklı sert düşüşler yaşanırken, yurt içinde Dolar/TL kuru bankalararası piyasada 47,9350 seviyesinde seyrediyor.
Belirsizliğini Koruyan Başlıklar
Orta Doğu'da Hürmüz Boğazı eksenindeki gerilimin diplomatik yollarla çözülüp çözülemeyeceği ve petrol arzına yönelik risklerin ne kadar süreceği henüz netlik kazanmış değil. Ayrıca, ABD Hazinesi'nin devreye aldığı likidite destek alımlarının tahvil piyasasındaki kalıcı dengeyi sağlayıp sağlayamayacağı belirsizliğini koruyor.
Öte yandan, ABD ekonomisinde temmuz ayında kaydedilen 23.000 istihdam kaybı ve zayıflayan perakende satış verilerinin ardından Fed'in faiz indirim döngüsüne ne zaman başlayacağına dair takvim kesinleşmiş değil. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) eylül toplantılarında alacağı olası faiz kararları da piyasaların odağında yer alıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
ABD 30 yıllık tahvil faizi neden 20 yılın zirvesine çıktı?
Yüksek bütçe açıkları, yoğun tahvil arzı, yabancı kreditörlerin satışları ve petrol fiyatlarının 91 doların üzerine çıkmasıyla tetiklenen enflasyon endişeleri faizleri zirveye taşıdı.
Tahvil faizlerinin yükselmesi piyasaları nasıl etkiler?
Devletlerin ve şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırır, tüketici kredilerini pahalılaştırır ve yüksek faize duyarlı teknoloji hisseleri başta olmak üzere borsalarda satış baskısı yaratır.
ABD Hazine Bakanlığı yükselen faizlere karşı ne adım attı?
Hazine, likidite desteği sağlamak amacıyla piyasadan yapacağı geri alım operasyonlarının azami büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara yükseltti.
Avrupa ve Asya ülkelerinde faizler hangi seviyelere ulaştı?
Almanya'da 10 yıllık faiz %3,27 ile 2011'den, Fransa'da 30 yıllık faiz %4,91 ile 2008'den, Japonya'da ise 10 yıllık faiz %2,95 ile 1996'dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Yüksek tahvil faizleri Türkiye piyasalarına nasıl yansıyor?
Küresel risk iştahını baskılayarak gelişmekte olan piyasalara yönelik fon akışını yavaşlatıyor ve döviz kuru ile finansman maliyetleri üzerinde dolaylı baskı oluşturuyor.
Kaynaklar
Bu makalede kullanılan kaynaklar ve referanslar.
