Atlantik Okyanusu tabanında 200 bin radyoaktif varil sızdırıyor

Kuzeydoğu Atlantik'in 4 bin 700 metre derinliğindeki 200 binden fazla nükleer atık varilinin paslanarak parçalandığı ve çevreye radyoaktif izotop sızdırdığı tespit edildi.

Atlantik'te 200 Bin Radyoaktif Atık Varili Sızdırıyor
📢Reklam

Atlantik Okyanusu tabanında radyoaktif alarm: 200 binden fazla varil sızdırıyor

Kuzeydoğu Atlantik'in 4 bin 700 metre derinliğindeki zifiri karanlıkta, paslanmış metal yığınları okyanus tabanını kaplamış durumda. Fransız araştırma ekibinin insanlı denizaltıyla yürüttüğü incelemeler, 20. yüzyılda denize bırakılan 200 binden fazla radyoaktif atık varilinin parçalandığını ve tortuya radyoaktif madde sızdırdığını belgeledi. Yapılan ölçümler, sızıntı alanındaki radyasyon izotoplarının doğal arka plan seviyelerinin üzerine çıktığını kanıtladı.

Okyanus tabanındaki paslanmış radyoaktif atık varilleri
Kuzeydoğu Atlantik tabanındaki radyoaktif atık varilleri — Sabah

Hikayeye Kısa Bir Bakış

Avrupa ülkelerinin nükleer santral ve sanayi atıklarından kurtulmak için onlarca yıl önce Atlantik Okyanusu'na boşalttığı variller, NODSSUM projesiyle yeniden gündeme taşındı. Yaklaşık 30 bilim insanından oluşan ekip, Nautile adlı insanlı araştırma denizaltısıyla derin deniz tabanına 20 dalış gerçekleştirdi. İncelemelerde metal kaplamaların ileri derecede korozyona uğradığı, beton ve bitüm blokların aşındığı ve radyoaktif materyalin doğrudan deniz tabanı çamuruna karıştığı tespit edildi.

Olaylar Nasıl Gelişti

20. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa genelinde düşük ve orta seviyeli nükleer atıkların okyanusa dökülmesi standart bir bertaraf yöntemi olarak uygulanıyordu. Yetkililer, metal fıçılar içine beton, zift ve reçineyle hapsedilen atıkların zamanla yavaşça çözünerek okyanus suyunda seyrelmesini hedeflemişti. Ancak geçen yarım asrın ardından metallerin tahmin edilenden daha tahripkar şekilde parçalandığı görüldü.

Derin deniz tabanında yapılan bilimsel araştırmalar
Derin deniz tabanında yürütülen numune toplama çalışmaları — Onedio

Söz konusu bölgeye en büyük atık sevkiyatını 140 binden fazla varille İngiltere gerçekleştirdi. Belçika yaklaşık 55 bin, Fransa ise 1967 ve 1969 yıllarındaki iki operasyonda 46 binden fazla varili aynı noktaya bıraktı. 2025 yılındaki ilk araştırma evresinde haritalanan atık sahası, 2026 yılındaki ikinci aşama kapsamında doğrudan denizaltı dalışlarıyla incelenerek su, canlı ve dip tortusu örnekleriyle kayıt altına alındı.

Önemli Aktörler ve Teknik Ayrıntılar

Bölgeden alınan çamur ve su numunelerinde yapılan ilk spektral analizler, tehlikeli radyoaktif izotopların varlığını ortaya koydu. Denizaltı sensörleri, nükleer atıkların temel belirteçleri sayılan Kobalt-60 ve Niyobyum-94 izotoplarının yanı sıra Sezyum-137 ve Amerikyum-241 tespit etti.

Kobalt-60 ve Niyobyum-94
Reaktör malzemelerinin ve nükleer endüstri atıklarının doğrudan göstergesi kabul edilen radyoaktif izotoplar.
Sezyum-137
Nükleer fisyon süreçlerinde açığa çıkan ve biyolojik dokularda birikme riski bulunan yapay radyonüklid.
NODSSUM Projesi
Atlantik Okyanusu'ndaki tarihi nükleer döküm sahalarını haritalandırmak ve sızıntı boyutunu ölçmek amacıyla kurulan bilimsel araştırma konsorsiyumu.
Okyanus tabanında aşınan metal atık varilleri
Korozyona uğrayarak parçalanan nükleer atık muhafazaları — Yeni Akit Gazetesi

Tepkiler ve İlk Değerlendirmeler

Dalış ekibini en çok şaşırtan bulgulardan biri, radyoaktif saçılım yapan metal varillerin çevresinde gelişen mikro habitatlar oldu. Deniz anemonları, derin deniz süngerleri ve yengeçlerin çürüyen metal blokları yapay resif gibi kullanarak üzerlerine tutunduğu görüldü. Bilim dünyasında bu durum, radyonüklidlerin besin zincirine doğrudan giriş yapabileceği endişesini doğurdu.

Saha uzmanları, tespit edilen radyasyon değerlerinin şu an için bölgesel ölçekte sınırlı kaldığını ve ani bir küresel felaket tablosu oluşturmadığını belirtiyor. Ancak derin deniz akıntılarının bu izotopları ne kadar uzağa taşıyabileceği konusu ciddiyetini koruyor.

Gözlerin Çevrildiği Noktalar

Toplanan canlı dokuları, dip çamuru ve deniz suyu örnekleri aylar sürecek ayrıntılı laboratuvar incelemelerine alındı. Araştırma ekibi, radyoaktif izotopların derin deniz organizmalarının hücrelerinde birikip birikmediğini (biyoakümülasyon) analiz edecek. Elde edilecek sonuçlar, geçmiş yüzyılda uluslararası sularda uygulanan nükleer depolama politikalarının uzun vadeli çevre maliyetini kesinleştirecek.

Sıkça Sorulan Sorular

Atlantik'teki radyoaktif variller nereden geldi?

20. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere, Belçika ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkeleri nükleer atıklarını bertaraf etmek amacıyla 200 binden fazla varili Kuzeydoğu Atlantik'e bıraktı.

Varillerden sızan maddeler insan sağlığını doğrudan tehdit ediyor mu?

Atıklar 4 bin 700 metre derinlikte yer alıyor ve sızıntı şu an için deniz tabanı çamurunda yoğunlaşıyor. Yüzey sularına veya kıyı şeritlerine doğrudan hızlı bir tehdit belgelenmedi.

Okyanus tabanında hangi radyoaktif izotoplar tespit edildi?

Yapılan incelemelerde atık kaynaklı Kobalt-60, Niyobyum-94, Sezyum-137 ve Amerikyum-241 gibi radyoaktif izotoplar tespit edildi.

Deniz canlıları bu kirlilikten nasıl etkileniyor?

Anemon, sünger ve yengeç gibi canlıların variller üzerinde yaşam alanı kurduğu saptandı. Radyoaktif maddelerin bu canlıların dokularına geçip geçmediği laboratuvar analizleriyle belirlenecek.

Sandy Nageeb profile photo

Yazan

Sandy Nageeb

Kıdemli Editör

Teknoloji, bilim ve sağlık konularında uzman yazar ve editör.

Bu makale, yapay zekâ destekli editoryal araçlarla hazırlandı ve yayınlanmadan önce Trend Digest'in editoryal standartlarına göre incelendi.

Metodolojimiz hakkında bilgi edinin
TeknolojiYZSağlıkBilim

📚Kaynaklar

Bu makalede kullanılan kaynaklar ve referanslar.