Son güncelleme: 10 Haziran 2026, 18.36
CHP Merkez Yönetim Kurulu, 10 Haziran 2026’da Ankara’daki toplantının ardından Ensar Aytekin’in de aralarında bulunduğu 9 milletvekilini kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti. Karar, partide mutlak butlan süreci sonrası büyüyen yönetim tartışmasını yeni bir aşamaya taşıdı.
Disipline sevk edilen isimlerin mevcut parti görevlerinden uzaklaştırıldığı açıklandı. Özgür Özel cephesinden gelen ilk tepki ise kararın parti tüzüğüne aykırı olduğu ve mahkemeye taşınacağı yönünde oldu.

Hikâyenin tamamı
CHP’de süreç, mahkemenin mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık koltuğuna dönmesiyle sertleşti. Parti içinde bir yanda Kılıçdaroğlu yönetimi, diğer yanda seçilmiş lider olarak anılan Özgür Özel’i destekleyen kadrolar bulunuyor. Bu ayrışma, önce grup toplantısı gerilimiyle Meclis kapısına taşındı, ardından disiplin kararıyla kurumsal bir krize dönüştü.
MYK toplantısı 10 Haziran’da yapıldı. Toplantı sonrasında CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 9 ismin Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini duyurdu. Listede Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul milletvekilleri Gökhan Günaydın, Özgür Karabat ve Turan Taşkın Özer, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut yer aldı.

Sarı, bu isimlerin tedbirli olarak kesin çıkarma cezası uygulanmak üzere sevk edildiğini ve partideki görevlerinden uzaklaştırıldığını söyledi. Kararın gerekçesi olarak iddianamelerde yer alan hususlar, temiz siyaset ve arınma yaklaşımı gösterildi. Bu anlatım, Kılıçdaroğlu kanadının son günlerde öne çıkardığı parti içi arınma söylemiyle doğrudan bağlantılı.
Kararın zamanlaması da tartışmanın önemli parçası. Çünkü 11 Haziran’da yapılacak Parti Meclisi toplantısı öncesinde, sevk edilen isimlerden Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan ve Veli Ağbaba’nın PM üyesi olduğu hatırlatıldı. Bu nedenle Özel cephesi, hamlenin yalnızca disiplin süreci değil, PM’deki dengeyi değiştirme girişimi olduğunu savunuyor.
Merkezdeki isimler
Ensar Aytekin, karar listesindeki Balıkesir milletvekili olarak öne çıktı. Aytekin’in adı, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer ve Burhanettin Bulut ile birlikte duyuruldu.
Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın grup başkanvekili olması, kararın Meclis grubuna etkisini büyütüyor. İki grup başkanvekilinin görevden uzaklaştırılması halinde, CHP grubunda yeni görevlendirme tartışması gündeme gelebilir. Bu da parti içi krizin yalnızca genel merkezle sınırlı kalmayıp Meclis işleyişine de yansıması demek.
Özgür Özel cephesinde Zeynel Emre, kararın tüzüğe aykırı olduğunu söyledi ve mahkemeye başvuracaklarını açıkladı. Emre ayrıca TBMM Başkanlığı’na grup başkanvekillerinin görev başında olduğunu belirten yazı gönderileceğini ifade etti.
Rakamlar ne söylüyor?
Kararın merkezindeki sayı 9 milletvekili. Bu sayı tek başına küçük görünebilir; ancak listedeki isimlerin görevleri, dosyanın ağırlığını artırıyor. Disipline sevk edilenler arasında 2 grup başkanvekili ve 4 Parti Meclisi üyesi bulunuyor.
Bir diğer kritik tarih 11 Haziran 2026. Kılıçdaroğlu yönetiminin ilk Parti Meclisi toplantısına başkanlık edeceği bu gün öncesinde alınan sevk kararı, toplantıdaki çoğunluk ve kurultay takvimi tartışmalarıyla doğrudan ilişkilendiriliyor. Özel kanadı ise 12 Temmuz için kurultay talebini gündeme getireceğini belirtiyor.
Bu karar ne anlama geliyor?
Bu dosya, CHP açısından yalnızca disiplin işlemi değil; yönetim meşruiyeti, kurultay takvimi ve Meclis grubu üzerindeki yetki tartışmasının aynı anda yaşandığı bir eşik. Kılıçdaroğlu kanadı, kararın parti kimliğini koruma ve arınma siyaseti çerçevesinde alındığını savunuyor. Özel cephesi ise işlemin tüzüğe aykırı olduğunu, özellikle PM toplantısı öncesinde dengeyi değiştirme amacı taşıdığını ileri sürüyor.

Türkiye’de ana muhalefet partisinin iç krizi, yalnızca parti üyelerini ilgilendirmiyor. CHP’nin Meclis grubundaki düzeni, olası kurultay süreci ve yerel yönetimlerle ilişkisi, muhalefet siyasetinin önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğini belirleyebilir. Seçmen açısından mesele, kimin hangi koltukta oturduğundan çok, partinin bu tartışma içinde siyasal gündem üretip üretemeyeceği.
Geçmişte parti içi disiplin kararları yargı süreçleriyle geri dönebildiği için, bu kararın da yalnızca YDK aşamasında kapanması beklenmiyor. Nitekim Özel cephesinin ilk açıklaması doğrudan mahkemeye başvuru hazırlığına işaret ediyor.
Bundan sonra ne bekleniyor?
Yüksek Disiplin Kurulu’nun bu 9 isimle ilgili MYK talebini görüşmesi bekleniyor. Sürecin nasıl sonuçlanacağı, ihraç kararının çıkıp çıkmayacağı ve tedbir uygulamasının devam edip etmeyeceği kurul kararından sonra netleşecek.
Bir diğer başlık Parti Meclisi toplantısı olacak. Kılıçdaroğlu kanadı kurultay için tedbir sürecinin dikkate alınması gerektiğini savunurken, Özel kanadı daha hızlı bir kurultay takvimi istiyor. Bu nedenle tartışmanın hem parti içinde hem de yargı kanadında devam etmesi bekleniyor.
Sık sorulan sorular
CHP’de kimlerin ihracı istendi?
Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer ve Burhanettin Bulut kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi.
Ensar Aytekin neden gündemde?
Ensar Aytekin, MYK kararıyla disipline sevk edilen 9 milletvekilinden biri olduğu için gündeme geldi. Kararın gerekçesi, iddianamelerde yer alan hususlar ve parti yönetiminin arınma siyaseti açıklamalarıyla duyuruldu.
Bu karar kesin ihraç anlamına mı geliyor?
Hayır. Açıklanan karar, kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk anlamına geliyor. Kesin karar kurul süreci sonunda verilecek.
Özgür Özel cephesi ne yapacak?
Zeynel Emre, kararın iptali için asliye hukuk mahkemesine başvuracaklarını ve TBMM Başkanlığı’na grup başkanvekillerinin görevde olduğuna dair yazı göndereceklerini açıkladı.
Bu süreç seçmeni nasıl etkiler?
Kısa vadede seçmen için doğrudan bir işlem ya da başvuru süreci yok. Ancak ana muhalefet partisindeki yönetim krizi, Meclis çalışmaları, kurultay tartışması ve muhalefetin siyasal öncelikleri üzerinde etkili olabilir.
